yükleniyor
Search Compare Wishlist Sepetim ₺0
Soyu ve Yetişmesi: Şemsüddin Ebu Abdillah Muhammed b. Ebîbekr b. Eyyûb b. Sad b. Hırrîz ez-Zerî ed-Dımeşkî el-Hanbelî... Kendisi İbn Kayyim el-Cevziyye diye meşhur oldu. Çünkü babası Şamdaki el-Cevziyye medresesinde kayyim idi. Şam (Dımeşk) da doğmuş, değerli bir aile içinde, bir ilim ve din, yakuâ ve salâh yuvasında yetişmiş, değişik ilimleri tahsil etmiş ve çoğunda parlamıştır. Bilhassa Arapça ve şeri ilimlerde ileri gitmiş nihayet fetva-imâmet ve hocalık makamına yükselmiştir. Cevziyye medresesinde imâm olmuştur. Bu medreseyi Muhyiddin Ebil-Ferec el-Cevzî (ö: 656 h.), Sultan Salih İmâdüddin zamanında yaptırmıştır. Medrese, Kasrül-Izam ve Garbiyye civarındaki Buzûriyye çarşısının sonuna düşmektedir. İbn Kesirin tanıklık ettiğine göre bu medrese, o zamanki en iyi ve en çok tutulan bir medrese idi. Hocaları: İbn Kayyim bir çok hocadan okumuştur. İlk öğrenciliğini çok âbid, sâde yaşantılı bir zât olan ve 723/1323 de vefat eden babasında yapmış, ondan ilk olarak ferâizi öğrenmiştir. Bu konuda çok üstündü. Arapçayı; Mecdüddin et-Tûnusî eş-Şâfîi (718/1318) den ve Muhammed b. Ebil-Feth el-Bealbekki el-Hanbeliden (709/1309) okumuş, Fıkhı; Mecdüddin İsmail b. Muhammed el-Harrâni el-Hanbeli (729/1328) ile Takıyyüddin Ahmed b. Abdilhalim Ebil-Abbâs İbn Teymiyye el-Hanbeli (728/1327) den almıştır. Usûlü; Safiyyüddin Muhammed b. Abdirrahim el-Hindî eş-Safîî (715/1315) den öğrenmiş, Zeynüddin İbrahim b. Muhammed Ebi Nasr İbn eş-Şirâzî eş-Şâfii (714/1314), Sadruddin İsmail b. Yusuf b. Mektum es-Suveydi ed-Dımışkî (716/1316), Ebu Bekr b. Ahmed b. Abdiddâim en-Nablusi (718/1318), Takıyyüddin Süleyman b. Hamza Ebil-Fazl el-Makdisi (715/1315), b. Abdirrahman es-Salihî el-Hanbeli el-Mutim (717/1317) ve Ümmü Fatıma bint İbrahim b. Muhammed b. Cevher el-Bitâihi (711/1311) den hadis işitmiş, Şıhabüddin Ahmed b. Abdirrahman Ebil-Abbas en-Nablusî -rüya tabircisi zât- (697/1297) den dinlemiştir. Buna göre çok erken yaşlarda (takriben altı yaşında) dinleyip öğrendiği anlaşılıyor. Bu da büyük bir zekâ işidir. (Bu konuda bkz. ed-Durar el-Kâmine, IV, 21; Şezerat ez-Zeheb II, 168; en-Nucum ez-Zâhira. X, 249; Mucem el-Matbûât, 222; el-Alâm, VI, 56; el-Bidâye ven-Nihâye XIV, 234; Buğyet el-Vuât, I, 62-63; el-Bedr et-Tâli. II, 143; Cilâül-Ayneyn, 25; Tabakât Zeyl el-Hanâbile, II, 447; Zeyl el-lber, 155; el-Vafî bil-Vefeyât, II, 270; Mucemü Tabakat el-Huffâz, 271; İbn Kayyim el-Cevziyye, yazan, Muhammed Müslim el-Ğanimi; Enver el-Cûndinin Nevabiğ el-Fikr el-İslamisi.) İlmî Derinliği: İbn Kayyim, Nablus, Kudüs, Mısır ve defalarca haccını ifâ ettiği Mekkeye gitmiştir. Mekke ehli onun ibâdet ve tavafı ile ilgili hayret verici şeyler söylerler. Kendi çağında esas ve metodlarını öğrenip Allahın kitabına göre değerlendirmediği hiçbir din, mezhep ve kitap bırakmamıştır. Bundan gayesi, kendi asrında, insanların önüne, o günlerde gündemde olan problem ve sorunlara en güzel cevapları vermek idi. Onun keskin fikirleri İslâm düşüncesini, sapık görüşlerden ve yoldan çıkmış ideolojilerden kurtarmak istiyordu. Gayesi, eğri büğrü çerçeveleri paramparça edip, İslam düşüncesinin özünü tek bir bayrak altında, Kuran ve sahih sünnet bayrağı altında toplamaktı. Değişik sahalarda sayısız kültürleri iyice öğrenmiş, hadis ile ilgili ilimlerde derinleşerek metinleri ezberlemiş, rical ilmini, cerh ve tadili (yani hadisleri aktaran zatlarla ilgili bilgileri) hıfzetmiştir. Bu konuda kendisine, ezberleme ve belleme gücü ile aşırı zekâsının büyük yardımı olmuştur. Onun İbranî, Süryânî ve Fârisî dilinde yazılmış Mezmurlar ile Tevrat, İncil ve eski tarihler hakkında da bilgisi vardır. "Ahkamü Ehliz-Zimme" ve "Hidâyet el-Hayârâ" isimli kitaplarındaki (bu eserlerden alınmış) geniş kırpıntılar buna delildir. Bu geniş kültür İbn Kayyime güçlü fakihlerden ve İslam şeriatına derinlemesine bir bakışla onun asıl hedeflerini araştıran çaplı insanlardan biri olmanın yolunu açmıştır. Bu bakış ve araştırma sahih delilleri, kendileriyle amel etmek üzere ortaya çıkarmaktadır. Bu bakımdan İbn Kayyım reye (akıl ve indî görüşlere) dayanmamış, hak söz konusu olduğunda hiç kimseye tarafgir olmadan hakkı ve gerçeği haykırmıştır. O, zihnî işlerlik, alabildiğine derinlik ve kör taklid bağından kurtulmuş seçkin şahsiyetlerden biridir. Bu bakımdan onu, İbni Sinayı reddederken ve âlemin kadîm (ezelî) olduğunu söylediği için tekfir ederken görüyoruz. Yine O, filozofların, sadece aklî kıyaslar sıralamaktan ibaret metodlarını yerleştirmeye çalışmakla hatâ ettiklerini yazmış, dinî hakikatleri kavramada aklın tek başına yeterli olmayıp nakle de dayanmak gerektiği hususunu gözden kaçırdıklarını belirtmiştir. inanç ve ahkâm sahasındaki bidatleri de reddetmiş, kendisini, İslamın esaslarından temel değerleri çıkarmamaya adamış, hayatını bu esasları müdafaa etmek, onların yaşanmaya değer olduğunu savunmak ve kendimizi yenileyelim (tecdîd) demek için yaşamıştır. __________________
Toplam 0 ürün bulundu, sayfa 1/0
Sırala
Sayfada
ürün